2010 BİTERKEN
Arılıkta arılarla çoktandır işimiz olmuyor ama haftada bir iki kez uğramadan da rahat edemiyoruz bu kış günlerinde. Baharla birlikte bakım, besleme, oğul vb. işler başlayınca hemen hemen her gün arılıktayız. Yılın en kısa günlerinin yaşandığı bu günlerde kapalı, ara sıra çiseleyen bir havada arılığa gittim bugün. Ortalık çok sakin ve sessiz, arada bir vızırtı geliyor. Yabani arı olmalı dedim, evet yabani arıydı. Kovanların arasında dolaşırken bizim arıların da boş durmadığını tek tük de olsa bazı kovanlara arıların girdiğini gördüm. Dokuz aralık gününden beri arıların kovandan çıkamayacağı kadar serin günler yaşıyoruz ve kovan önlerinde arı ölüleri çoğalmaya başlamış. Kuvvetli arılarda daha çok ölü, zayıflarda daha az. Tıpkı toplu yaşamın sürdüğü şehirler ve köyler gibi nüfusu çoksa ölüsü de çok.
Arılığa giderken yolda kuzey ülkelerinin karından ve soğuğundan, güneyin sıcak ülkelerine doğru uçan kuşlara rastladım. Binlerce kuş...Her zaman rastlayamayacağım için birkaç kare fotoğraf çektim. Yol boyunca başka yerlerde de kuş sürüsüne rasladım.
2010 yılının en yeni analı kovanı bir ay önceki kontrollerimde yavruya devam ediyordu. Onun önünde sökülüp atılmış yavru ölüsü vardı.
Arlıkta yetiştirmeye başladığım parfüm kokulu çiçekleri olan bu çalı cinsinden ağacı çok sevdim. Karakışta bütün ağaçlar yaprağını dökerken bu, tam tersine krem rengine yakın beyaz tonda çiçeğiyle ve yeşil yapraklarıyla adeta kış gülü, kar gülü gibi çok sayıda çiçek açarak mis gibi bir koku yaymakta ve güzel günlerde üzeri arı kaynamaktadır.
0 yorum:
Yorum Gönder