Değerli Arıcı Arkadaşlar,
Amatör bir uğraş olarak başladığım arıcılık işinde epey yol alarak amatör ötesine geçmek üzereyim. İşe başlarken doğaya dönmek, şehrin sıkıntısından, stresinden uzaklaşmak, temiz hava almak, ter atmak, ürettiğim balı tüketmek ve emekli olunca uğraşacak hazır bir iş sahibi olmak gibi gerekçelerim vardı. Arılar sayesinde dört mevsimi yaşadım, baharın insanı baştan çıkaran güzelliğini gördüm. Sıkıntı ve stres geride kaldı, ciğerlerimiz temiz hava doldu. Hayatım boyunca alın teri döktüm ama belli bir yaştan sonra atılan ter sanırım sağlık sigortası görevi görüyor. Tadı, rengi, akışkanlığı hoş; besin değeri yüksek çok güzel ve nitelikli hem bahar hem yaz balı ürettim. Ürettiğim baldan doya doya yedim. İhtiyaç fazlası balları vatandaş da yesin diye şu ya da bu şekilde elden çıkardım.
Değerli arıcı arkadaşlar,
Arı işine başlayalı pek çok defa tanık olduğum ki sizler de muhakkak tanık olmuşsunuzdur, insanlarımızın çoğu, bal gibi çok değerli bir besin maddesi hakkında yanlış bilgilere sahip: Birkaç gün önce akşam arılıktan dönerken Bölge Trafiğin önünde araçlar durdurulup kontrol yapılıyordu. Uzaktan bana da işaret ettiler ve kurallara uygun bir şekilde gösterilen yere arabayı çektim. Kontrol eden memura belgeleri verdim. Arka koltuktaki kovanı gören memur merakla, “Arıcılıkla mı uğraşıyorsunuz.” dedi. “Evet” dedim. “Bu sene bir tanıdıktan, güvendiğim birinden beş kilo bal aldım ama ballar dondu, şekerlendi. Bir daha ondan bal almam.” diye devam etti. Memura, “ Bal ne zaman dondu?” dedim. “Balları alınca buzdolabına koydum, 10-15 gün sonra renkleri değişti.” Adama,” Aldığınız balı gönül rahatlığıyla yiyebilirsiniz. Arı, bal zamanı ayçiçeğinden de yararlandıysa havalar serinlemeye başlayınca kristalleşmesi normal, üstelik buzdolabına koyarak donmayı da hızlandırmışsınız, balı buzdolabına koymaya gerek yok.”dedim. Adamın yüz ifadesi söylediklerimize inanmadığını gösteriyordu.
Konuyla ilgili benzer ya da farklı daha pek çok yakınmayla karşılaştım. Siz değerli arıcılarda da anlatacak nice anılar vardır. Aslında bunlar anlatılsa bir arı – arıcı edebiyatı ortaya çıkar.
Evet, arıcı arkadaşlar sahi biz balı nasıl tüketiyoruz? Başta bal olmak üzere arıdan elde edilen ürünleri, bal, polen, arısütü, propolis, mum, arı zehiri gibi maddeleri nasıl tüketiyoruz ya da nasıl kullanıyoruz?
Özellikle balı nasıl yiyoruz? Soruya cevaplarınızı bekliyorum. Bloglarınızda ilginç anılarınızı okumak üzere selam ve saygılar.
Değerli hocam,2 ila 3 yıl öncesine kadar aynı tür problemlerle bende karşılaşıyordum,fakat çoğu kimse televizyonlardan balın kristalize olmasının normal ve hilesiz bal olduğunu anlamış,önceleri ters tepki verenler şimdi olumlu bakıyorlar,hatta yöremiz zeytinyağı ile meşhur,burada bir tabir var zeytinyağı donuyorsa afiyetle yiebilirsiniz bende bunu bal için söylüyorum böylece konuyu hallettik.İnsanın bilinçli olması ve öğrenmesi çok güzel.Kolaylık ve başarı dileklerimle.
YanıtlaSilBal'ın yenilmesi için özel bir yöntemin olduğunu düşünmüyorum. Bu konu ile ilgili de ne bir haber okudum, ne de bu husuta bilgi veren birilerini dinledim. Bizim bildiğimiz bal; sabah kahvaltıda kahvaltılık olarak, tuzsuz tereyağı ile karıştırılarak, bir bardak ılık suda eretelip içilerek veya bazı hastalara sabah akşam aç karına birer kaşık yedirerek tüketiriz. sizin başka yönteminiz varsa bildirirseniz biz de seviniriz.
YanıtlaSilSayın Temel, yorumunuz için teşekkür ederim. "Balı nasıl yiyorsunuz?" sorusuyla farklı tüketim alışkanlığı olanların, paylaşmaları halinde nasıl bal yediklerini öğrenmek istiyordum. Sağ olsunlar, pek yorum gönderen olmadı. Bizim bal tüketimimiz de genellikle kahvaltıda ya ekmek üzerine sürerek ya da bir bardak ılık süte bir tatlı kaşığı kadar katıp karıştırarak olmaktadır. Üşüdüğüm zamanlarda, özellikle midemde soğuktan kaynaklanan gaz ve ekşimelerde ve buna bağlı kusma hissi uyandığı zaman kaya kekiği ve nane karıştırarak yaptığım bir su bardağı çaya çeyrek limon sıkarım, biraz soğuyunca ( 40- 50 derece) bir yamek kaşığı bal katarak karıştırır içerim ve o rahatsızlıktan kurtulurum. Karakovan balı dediğimiz petek balın hiç yavru çıkmamış beyaz ve sırlı olan kısmını baklava yer gibi tükettiğimiz olmuştur. Selamlar.
YanıtlaSil