30 Nisan 2011 Cumartesi

NİSAN BİTERKEN

Nisan başında şubatta aldığımız kerestelereden çerçeve ve kovan yapma işine başladık.
Arı sevdalısı İsmail Usta ile - ikinci dereceden bacanağım olur- arıları kışa soktuk mu  yapacak işimiz kalmayınca başlarız şunu yapalım, bunu yapalım demeye. Polen tuzaklı kovan yapmaya karar verdik. Elimizda 8-10 sene önce Tarım İl Müdürlüğünün dağıttığı polen tuzaklı kovan örneği vardı. Fakat onlar alttan havalandırmalı değildi. İnternetten de biraz model araştırınca sağ olsunlar çalışmalarını paylaşan değerli arıcıların deneyimlerinden de yararlanarak görseldeki altlıklar çıktı ortaya.

 Polen tuzaklı, alüminyum perfore sactan elek teli ve varrova çekmecesine iliştirilmiş polen çekmecesi


İsmail bacanak, gençlik yıllarında geçirdiği bir trafik kazasında iki bacağını da kaybeder, Kırklareli'de marangoz ve mobilya dükkanı var. Eski bir esnaf olduğu için tanıyanı çoktur. Sağlığı yerinde olduğu zamanlar dükkanda durur, Ancak onda da biraz bulaşıcı arı hastalığı var, arılarına beraber bakarız.  Dükkandaki işleri oğlu Serdal yürütür.

Kovanlar boyanmak üzere dükkandan alındı ve boyandı. Kapaklar hazırlandı. Yarın arılığa taşınacak ve hemen yeni kovanlara arı aktarımı yapılacak.


Geçen hafta veli toplantısı için İstanbul'a gittim. Kadıköy'den vapurla Eminönü'ye dönerken rüzgarlı bir havada bir martı tepemin üstünde ısrarla fotoğrafımı çek der gibiydi, kıramadım, çektim. Makine kılıfından çıkmışken Haydarpaşa önünden geçerken sembol yapılardan biri olan Haydarpaşa Tren Garını da çektim.  
Bu günlerde bir gün gitmesem diğer gün mutlaka arılığa giderim, bundan sonra hemen her gün uğrayacağız.
Bu gün iş çıkışı gittim, hava kararana kadar arılıktaydım. Yalnız olunca iş yoğunluğundan fotoğraf çekmeye zamanımız olmuyor. Arılar kendini toparladı. Bugün kuvvetli nektar akımı vardı. Akşam geç saatte olmasına rağmen kapağını açtığım kovanlarda hiç saldırıya uğramadım. Çünkü arılar  da çok yoğun çalışıyor, polen ve bal akımı kuvvetli olunca bizi görmezden mi geldi. Yoksa bal sana da yeter, bana da yeter mi demeye getirdi. 

Yeni sezona başlarken ve geride kalan kış döneminde üç arı öldü, üç arı kıştan bahara anasız çıktı, iki tanesine verdiğim günlük yavrulu  çerçevelerden kendilerine mini mini birer ana yapmışlar, kovanın içinde cirit atıyorlar. Havalar ısındı mı çiftleşmeye hazır olacaklar. Bu tarih itibari ile bazı arılarda 6-7 çerçeve kapalı yavru varken bir arıda henüz daha kurtçuk yok. Kara, büyük bir anası var, biraz daha şans verceğim. Acaba kısır mı diye kendi kendime soruyorum, cevabı kendisi verecek.
Bölgemizde epey arı kaybı var. Diğer bölgelerde de çok kayıp olduğu arı piyasasından belli. Hem Kırklareli'den hem de başka bölgelerden arı talebi var. Bu da kış kayıplarının yüksek olduğunun kanıtıdır.
Arılıktaki ağaçlar, fidanlar sırayla çiçek açma nöbeti tutuyorlar. Şimdi sıra kiraz ve armutlarda.
Arıcı arkadaşlara ve okuyuculara selamlar.

4 yorum:

  1. abi yeni kovanalrınız hayılı olsun , balınız bol olsun .

    YanıtlaSil
  2. Teşekkür ederim Murat Bey, Çalışan herkesin emeğinin karşılığını alması dileğiyle selamlar.

    YanıtlaSil
  3. Tasin bey, tuzagın arka tarafına bir çıta çakılırsa daha iyi olur, bir çok arı yüklendiğinde tuzagı yukarıya kaldırabilirler. İş bitip kovana arı koyduktan sonra dediğimi yapkam çok zor olur.
    Alttaki linke bir bak.

    http://www.aribakani.com/wp-content/uploads/2011/04/IMG_8113.jpg

    Sağlıcakla kalın.

    YanıtlaSil
  4. Teşekkür ederim Ali Bey, İnceledim. Haklısınız, zaten dün denerken o eksikliği gördüm. Sağ ol, hoşça kal.

    YanıtlaSil