Kıştan çıkarken üç arımın -üç kovan- öldüğünü gördüm. Ölen arılarda bal ve polen sorunu yoktu. Arıların bir kısmı petek gözlerine başını sokmuş vaziyette, bir kısmı iki petek arasında toplu halde dururken bir kısmı da o kütleden kopup kovanın alt tahtasına dökülmüştü
Dört arı anasını kaybetti. Ana kaybını erken farkettiğim kovanlara günlük yumurtalı çerçeve takviyesi yaparak analanmalarını sağladım. Arı, ana arısını kaybetmiş. Farkettiğimde ise çoktan yalancıya kaçmış olan iki kovanı da uzun uğraşlardan sonra analandırdım. Ama yalancıya kaçan arı uğraşılmaya değmez kanaatine vardım. Yalancı ana yapan arıyı tekrar normal arı durumuna getirmeyle ilgili çalışmlaraımı belki ileride paylaşırım.
Kalan arılarla çalışmalarımızı sürdürdük. Yeni kovan yaptırdık, bir yandan onları arılandırmak lazım, bir yandan da bal sezonunda bal almak. Bir arıdan hem kuvvetli oğul hem de 8-10 çerçeve bal almak olur mu? Olurmuş. Hikaye şu: 2008 baharında 15 kadar fenni kovanım, birkaç tane de sepet arım vardı. O yıl arım kadar oğul elde ettim. Oğulların çoğu kendi arılarımdan çıkma fakat arada dışarıdan da oğul geldiği oldu. 2009 ilkbaharında arıların bakımını ve temizliğini yaparken geçen yılın oğullarından birinin çalışması ve gücü dikkatimi çekti. Kovanı incelerken sarışın bir ana arısı olduğunu gözlemledim. O tarihten itibaren dikkat ettiğim bir arı. 2010'da oğul verdi. Doğrusu bu sene oğul vermesini istemiyordum. Kuluçkalığın yarısını ham petekle doldurdum. Kuluçkalıkla ballık arasına ana arı ızgarası koydum. Evet, bu arı ham petekleri kabartıp yavru atıyor ve 29 mayısta da kovandan çıkıp arkadaki yabani kiraz fidanlarına konuyor. Çıktığı kovanı birkaç gün sonra açtım ve kenar çerçevelerde dahi kapalı yavrular gördüm. Yerine sıfır kilometre bir sarışın bırakmış, çerçevler üzerinde sakin sakin geziniyordu. Yine çerçevelerin arasında arılar bir yumak oluşturmuş başka bir sarışını dışarı atmaya çalışıyorlardı. Kurtardığım zaman epey hasarlı olduğunu ve karın bölgesinin zedelendiğini gördüm.
Dalların arasından kovana... Kovanda 3-4 tane kabartılmış petek, 2-3 tane de ham petek ve örtü tahtası üstündeki yemlikte yarım yemlik şerbet...
Bloğumdaki kolajda yer alan sarışın ana, aynı zamanda bu oğulun anası kovana yerleştikten 2-3 gün sonra yumurta attı.
Ayçiçekler açtı açacak artık kendi yavruları çıkmaya başladı. Ayçiçeğinin sonuna doğru tarlacıları yetitirecek
Bu da anasının yolunda gidiyor. Son kontrolümde yavru atmaya başladığını gördüm. Ballık ise sağılacak kıvama gelmiş.
Koloni yönetimi dedikleri galiba arıyı istediğin gibi yönlendirme olmalı. Bal alacaksan bal, oğulsa oğul, propolisse propolis, polense polen vs. almalı. Şimdiden gelecek sene için on çerçeveli kovan değil de on beş çerçeveli 2-3 tane deneme kovanı yaptırmalı, üzerine de on beş çerçeveli ballık. Denemeye değer. Böyle güçlü arı hatlarını küçük kovanlarda idare etmek pek kolay değil.
Çalıştığım okulun 2010-2011 Eğitim - öğretim yılı kapanış töreni... Okulumuz Türkiye'nin sayılı okullarındandır. Her yönden ileri düzeyde bir okuldur. Toplumun her kesiminden öğrencimiz var. Mezun ettiğimiz öğrencilerimizden ülkenin en ön önemli liselerine gidenler ve oraları bitirip en gözde üniversitelerde okuyanlar var. Fotoğraftakiler de Folklorda Türkiye şampiyonu olmuş öğrencilerimiz. Tatili hak ettiler.
Şubat ayında anasını kaybeden arı, ana arıya kavuştu ve temmuzdaki ayçiçeğinde bal yapmak üzere katı yüklendi.
İzleyici ve okuyuculara hayırlı hasatlar dilerim. Selam ve saygılar.
0 yorum:
Yorum Gönder