12 Ekim 2012 Cuma

ESKİ PETEKLERİ ERİTME

 



Eski petekleri eritip mum yapmak için yukarıdaki kazanı aldım. Bugün denedim.
 
 Eritilecek peteklerden birkaçı
 Mum eritme kazanı yıkandı. Tencere kısmına su dolduruldu ve ateşe kondu.

 
Kaynamaya başlayan kazanın üstüne eritilecek peteklerin konulduğu kısım.
 Kaynayan suyun buharı petekleri eritmeye başladı ve musluktan akan sıcak mum eski tencerelerden birinde birikmeye başladı, soğuyunca gürseldeki manzara ortaya çıktı.
 
 
Peteklerden geriye kalanlar.
 


 
 Sepetteki arılar kış hazırlığı içinde. Aşağıdaki sepet kuvvetli bir oğuldu. Girişe kadar petekleri sarkıtmış ve kendini güvence altına almak için sepetin iç yüzeyini propolisle sıvamış. Girişi de propolisle daraltmış.

İzleyici ve okuyuculara selam ve saygılar.

10 Eylül 2012 Pazartesi

KÖTÜ BAŞLAYAN YAZ TATİLİ BİTTİ

Öğretmenlerin yaz tatili temmuz başında başlar, eylül  başında biter. Tatilde bir seyahat esnasında üzücü olaylar yaşadım. Sağlık olsun, daha dikkatli olmak gerekiyor. 
2012- 2013 eğitim - öğretim yılı 4+4+4 diye adlandırılan zorunlu eğitim sistemi ile başlamış bulunuyor. Ülkemize, ulusumuza ve insanlığa yararlı olması dileğiyle eğitim - öğretim yılının hayırlı olmasını diler, sevgili öğrencilerimize başarı ve mutluluklar dilerim.

Arıcılık çalışmalarımız mevsimsel işler şeklinde devam etti. Bal hasadımızı yaptık. Sonuç kovan başı  bal verimi Türkiye ortalamasının üzerinde. 10 kilo bal aldığımız kovan olduğu gibi 40 kilo bal aldığımız kovan da oldu. 
Haziran başından beri kayda değer yağış olmadı. Kuraklık da bal verimini olumsuz etkileyen bir faktör. Arılarımın olduğu yer sulak bir bölge, polen yönünden sıkıntımız yok. 

Bu sene arıları varovadan korumak için formik asit kullandım. Geçen sene deneme amaçlı formik asit çıtası kullanmıştım, bu sene bütün kovanlara bu çıtalardan hazırlayıp formik asit vermiş bulunuyorum. 


Geçen sene çıtadaki kanala asiti boşalttık, birkaç gün sonraki kontrolde kanalın propolisle kapatılmaya başlandığını gördüm. Bu sene önlemini alıyoruz. Gerçi arılıkta bu sene  şu ana kadar varrova görmedim. 


 
Çıtalar 5 -10 diye adlandırılan tahtalardan yapılmıştır. yaklaşık iki santim kalınlığında, Açılan kanallar 60 ml  sıvı almaktadır.

 
 
Kanalların propolisle kapanmaması  için üzerine bant  yapıştırdım.
Bantlar çivi ile delindi. Kovanlara yerleştirildi. Arılar banttaki delikleri propolisle kapayacaklardır. 

Formik asit enjektöre çekiliyor.

 
Arılıkta yalnız çalıştığım için yaptığım işi fotoğraflayayım derken enjektörün ucuna taktığım hortumdan örtü tahtasının üstüne dökülen asit ne kadar etkili olduğunu gösteriyor. Boya hemen kabardı.
 
 
Formik asitin asit çıtasına boşaltılması.
 

Formik asitle kullanmadan önce sanal ortamdan pek çok uygulamayı okuyup inceledim. Öncelikli olarak asitle çalışırken iş güvenliğiyle ilgili önlemlere disiplinli bir şekilde işin her aşamasında özenle dikkat edilmeli. 
Kovan başına kullanılacak formik asit ölçüsüne uymalı.


Oğulların keyfi yerinde


Geçen günlerde karakovandan aldığım balları komşu marketin tartı aletinde 

tarttık ve etiketledik. 

 

Okuyucu ve izleyicilere selam ve saygılar.

12 Temmuz 2012 Perşembe

KORUALAN GEZİSİ

Doğup büyüdüğüm yerlere çoktandır gidemiyordum. Bu yıl tatile girer girmez kısa bir süre de olsa gitmeyi kafaya koymuştum ve 4 temmuz çarşamba günü oradaydım.
Korualan, Konya ilinin Hadim ilçesine bağlı bir beldedir. Konya'dan güneye doğru Karaman yolundan gidilir, Çumra'da Karaman yolundan Bozkır - Hadim yoluna sapılır. İster Bozkır üzerinden ister Hadim üzerinden git. Mesafa aşağı yukarı birbirine yakındır. Konya - Korualan yolu üzerinde bulunan Sarıoğlan'da ihtiyaç molası verilir.

 


 



Sarıoğlan'daki tesisin önü açıkhava müzesi gibiydi. Geçmiş dönemlere ait aletler dikkatimi çekti ve onların görselini aldım. Ders kitaplarında eski zamanları anlatan bazı metinlerde saban, kağnı, yuvak, düven ( döğen ), küp gibi kelimeler geçmekte ve çocuklarımız bunları bilememekte... Bilmemeleri doğal, artık bunlar hayatımızdan çıktı.

KORUALAN
Konya'ya yaklaşık 150 km uzaklıkta ve dağların ortasında yer almaktadır. Korualan'dan sonraki araziler Antalya'ya aittir. Korualan insanı Anadolu'ya Selçuklular döneminde gelen Türk boylarındandır.
Aşağıdaki yazıda görüldüğü gibi Korualan'nın kirazı meşhurdur.  Yaygın adı Napolyon olan iri taneli, sert ve sulu, uzun saplı, etli kısmı fazla, kendine has bir tadı ve kokusu olan kirazın üretimine aşağı yukarı 40-45 sene önce başlandı. Önce Korualanlılar, sonra çevredeki yerleşim yerleri kiraz yetiştiriciliğine başladı. Ağustosa kadar kiraz bulmak mümkün.. Temmuz akşamları kamyonlarla kiraz ihracatçı firmaların depolarına taşınır. Korualan için başlıca geçim kaynağı kiraz diyebiliriz.

Aşık ömer, beldemizin ünlülerindendir. Onun sülalesinden insanlar yaşamaktadır.

"Kendim Gezlevili Ömerdir ismim
Ta levh u kalemde yazılı resmim
Bir katre meniden var oldu cismim
Cennet'ül me'vâya uğradım geldim"

Arıcılık konusunu konuştuğum insanlar 1500 civarında arılı kovan olduğunu söylediler. Rakım yüksekliğinden kaynaklanan ve başka yörelerde görülmeyen bitkilerin varlığı balı ayrıcalıklı kılmaktadır. Çoğu arıcının  devamlı müşterisi varmış.
 




"Gezlevi"
 Çocukluğumuzda gezlevili idik. Rahmetli eğitmenimiz Ramazan SAKARYA -cumhuriyetin ilk eğitmenlerindendir, 1. ve 3. sınıfı onda okudum, babamızın da eğitmenliğini yapmış, yani Korualan'ın eğitim mimarı - bize köyümüzün tarihi ve kültürü hakkında ve adı hakkında o kadar çok şey anlattı ki örneğin ilk adlarından birinin gizli ev, daha sonra gözlevi, gezlevi gibi adlar aldığını söylemişti. Tabi o da bu bilgileri kendi büyüklerinden aldı.
Lisede okuduğum yıllarda ( 1970'ler ) rahmetli dedeme, " Çok eşli bazı yaşlıların neden çok kadınla evlendiğini sormuştum (  dedem de üç kez evlenmiş. ) Dedemin demesine göre Balkan Savaşlarında, Çanakkale Savaşı ve 1. Dünya Savaşı'nda, Kurtuluş Savaşı'nda köyden giden vatan bekçilerinden doksan kadar asker geri dönememiş, kimisi bugün yurt dışında kalan topraklarda kimisi de meçhul asker olarak vatan topraklarında yatmaktadır. Genç erkekler askerden dönemeyince genç kızlar 2-3 eşli erkeklerle evlenerek uzun vadade nufüs dengesi sağlanmış.
1960'lı yıllarda ne akla hikmetse yüzlerce yıllık Türk köyü olan Gezlevi köyü Korualan oluverdi.



 
 
 

 Kekikler henüz çiçek açmamış. Üç çeşit geven var ama hiç geven fotoğrafı çekmemişim. O gevelerden birine "Karın geveni" derler ve çok çiçek açar, bala da bambaşka bir tat katar.


 



Teyzeme  sağlıklı daha nice uzun yıllar dilerim. Rahmetli  kocası Aşık Ömer'in sülalesindendir. Yaklaşık 45 yıl önce askerden gelen  oğlu Ömer yirmili yaşlarında vefat etti.
Teyzem bu ilkbaharda (2013) rahmetli oldu. Allah rahmet eylesin.

Çocukluğumda her gün gördüğüm manzara...
Bir geziden seçtiklerim. Kırklareli'de yanıyoruz, Korualan'da salı günü üşüdüm

Okuyucu ve izleyicilere selam ve saygılar.