28 Ocak 2017 Cumartesi

MANTALİTE ( ANLAYIŞ ) FARKI


Kırklareli Arıcılar Birliği Başkanı sayın Cemalettin Saygılı'dan gelen cep telefonu mesajıyla  28 Ocak 2017 tarihinde yapılacak olan "Arıcılığımızın Geleceği ve Arıcılık Faaliyetleri" konulu konferansa çağrıldım. Konferans, Kırklareli İl Özel İdare Cazibe Merkezinde saat 10.30'da  Sayın Prof. Dr. Muhsin Doğaroğlu tarafından Kırklarelili arıcılara verilecek.
Saat 10.20 sıralarında toplantı yerine vardım. Gelenlerden isteyene Arıcılar Birliğinin hazırlattığı takvim ve tüplü adaçayı fidesi veriliyor. Salon önünde çoktandır görüşemediğimiz tanıdıklarla hoşbeş ederken, Muhsin Hoca geldi.
Prosedür gereği başkan tarafından açılış konuşması yapıldı ve program akışı sunuldu. İstiklal Marşı'ndan sonra Muhsin Hoca'mız sahnedeki yerini aldı.
Bal arısı ile ilgili genel bilgiler, mevsimsel arı bakımları, koloni yönetimi, oğul, güçlü arı, destek kolonisi, seleksiyon, arı hastalıları, gen kaynakları, parazitlerle mücadele, petek verme, kat verme... ve arıcıların sorularını yanıtlama gibi konularla konferans sona erdi.

Bana en ilginç gelen ise Hoca'mızın oğulla ilgili verdiği örnekte ulusların mantalite farkıydı.
Biz Türklerde aynı avluda evleri ayrı olan iki kardeşin de arısı var. Oğul zamanı bir baktılar ki ağacın dalında bir oğul var. Kardeşlerin aklından ne geçer? diye bir soru sordu. Cevaplar, her iki kardeşin de " Oğul benim arıdan çıktı, dolayısıyla bu oğul bana ait olmalı. " gibi bir anlayış hakim oldu.

Almanlarda ise böyle bir durum yani aynı avluda oturan ve arı bakan iki kardeş ya da komşu için ağaçta veya başka yerde oğul görmek utanç nedeniymiş. Acaba neden?  Cevabı Almanlarda arının oğul vermesi iyi karşılanmazmış. Bir arının oğul vermesi sahibi için utanç vesilesiymiş. Arının oğul vermesi, o arının kalitesiz, bakılmaya değmez olarak değerlendirilmesiymiş. Oğul veren arı tercih edilmiyor. Çünkü arıcılık konusunda ileri derecede çalışmalarla istenilen özellikleri taşıyan arılar yetiştirilmiş.

Hoca'mız İskoçya'da ormanda gezerken ağaçlarda arılar - oğullar görmüş. Demiş ki "Bu arıları niçin almıyorsunuz?" Verdikleri cevap ilginç:" Bunlar başıboş arılar, bakmaya değmez, alır kovanlara koyarsak arılarımız bozulur ve oğul vermeye başlar."

Bölgemizde geleneksel arıcılık  sepet kovanlarla yapılagelmiştir. Hala çoğumuzda sepet kovan var. Sepet kovandaki arılar kışı rahat çıkarıyor ve ilkbaharda çok hızlı bir gelişim gösterir ve mevcut sepet dar geldiği için arı oğula yöneliyor. Teknik arıcılıkta arının oğul vermesi arıcı için ekonomik kayıp demektir. Dolayısıyla arı çoğaltma işi arıcının kontrolünde yapılan teknik bir iştir.

Sonuç olarak on yıl önce başlatılan Trakya arısı koruma alanı uygulamasıyla arı gen kaynaklarının özgün olarak kalması sağlandı. Trakya arısı, karniyol  arısı özellikleri taşımakta ve bu bölgeye milyonlarca yıldır uyum sağlamıştır.

Verdiği konferansla bizi aydınlatan değerli Hoca'mıza ve Rıdvan Ulus ve Cemalettin Saygılı başkanlarımıza teşekkür ederiz.

Bu yıl kış yirmi aralıktan sonra geldi. Bir geldi, pir geldi, derler ya aynen öyle ... Yaklaşık kırk gündür soğuk ve karlı geçiyor. Belki zemheri giderken soğukları da alır gider.


 

24 Ekim 2016 Pazartesi

2016 YILI SONBAHAR MEVSİMİ VE ARICILIK ÇALIŞMALARIM

Sıcak ve kurak geçen bir yazın ardından parçalı bulutlu günler başladı ve havalar serinledi. Yeterli olmasa da arada bir yağmur çiseledi.

Eylül başlarından itibaren arıcının başının belası arı kuşları sıcak bölgelere göç etmeye başladı. Göçerken özellikle öğleye doğru ve akşamüstü arılıkta kendilerine ziyafet çekiyorlar. Tabi bu arada son turfan anarılarımızdan çiftleşme uçuşuna çıkan bazı anarılarımız kovanına dönemedi.
 

Çiftleşme uçuşundan dönenler maşallah yavru döşediler.


Yaz meyveleri bitti. Şimdi bahçesinde üzüm olan üzümünü, ceviz olan cevizini  hasat ediyor, önümüzdeki günlerde kışlık elmalar, armutlar, narlar, ayvalar hasat edilmeye başlanır.


 

Bal hasadını ağustos ayı boyunca yaptım. Beklediğimiz balı alamadık ama buna da şükür diyeceğiz. Arılıkta iş bitmez. Bir yandan bal hasadı yaparız, bir yandan oğul arılarla ilgileniriz.
 

Ayrıca ağaçların ve fidanların sulama işini de yürütürüz. Eskiyen kovanlarla ilgili ufak tefek tamirat işleri olur.

VARROA MÜCADELESİ
Doğal oğulları sandığa aldıktan sonra genelde akşam saatinde duman  vererek varsa üzerlerindeki varroalardan  temizlenmesine çalışırım. Bölme oğullarda bu işlemi daha çok yaparım. Bal aldığım kovanlarda ise varroa mücadelesini daha çok formik asitle yaparım. Altı alüminyum perfore sac olan kovanlara alttan formik asit uygulaması yaptım. Formik asiti verdikten 2-3 gün sonra kovanın altındaki çekmeceyi çekince ölen varroaları görünce hayret ettim, bu kadar varroa nasıl olur?
 
Bu sene ilk formik asiti ağustos sonunda düşük dozda verdim, çünkü akşam üzeri sıcaklık 30 dereceye yakındı. Kontrollerde bazı kovanlarda ölen varroa az iken bazı kovanlarda çok fazlaydı. İkinci tur formik asit uygulamasını yaptığın günün akşamında eve acele dönmem gerekiyordu. Aceleden bazı kovanlara asiti verirken dozu iyi ayarlayamadım ve birkaç gün sonraki kontrolde bazı kovanlarda anarı yüksükleriyle karşılaştım. 

EYLÜL ANARILARI
 
Formik asit uygulamasında anarısız kalan kovanlar kendilerine yeni anarı yaptı. iki kovanın anarısı çiftleşmeden dönemedi. Arılıkta hala bazı güçlü kovanlarda erkek arı göze çarpıyor.
 

Havalar arıların çalışabileceği sıcaklıkta. Yağmurlardan sonra arazide yeşillik ve canlılık başladı. Polen taşıyan arılar olduğu gibi kaz otlarından nektar alanlar da var. İşte böyle bir doğada yeni anarılarımz çiftleştiler ve yumurtlamaya başladılar.   
Yeni anarılar yumurtlarken, diğer kovanlar bu sene yavruyu erken kestiler. Son günlerde bazı kovanları inceledim, bazı kovanlarda çok az yavru var, bazılarındaysa açık kapalı hiç yavru yok. Şimdiye kadar bu zamanda arıların yavru faaliyetlerini durdurmasına tanıklık etmemiştim. Bu yüzden son günlerde azar azar teşvik beslemesi yapmaya başladım. Sonucu izleyip, göreceğiz.
 
EŞEK ARISI KAPANI

 
Bu yıl çok karınca var. Kovanlara büyük zarar veriyorlar.

 

29 Ağustos 2016 Pazartesi

BLOGA DADANAN AHLAKSIZLAR, PİSLİKLER


Yaklaşık 15-20 gündür bloğun trafik kaynaklarında başvuran URL'ler kısmında her gün farklı bağlantılarla güya blogu ziyaret ediyorlar. Tıkladığın zaman ya porno görüntüsü ya da bize uymayan ahlaksız tekliflerde bunuyorlar.

Blog sahibi izleyici ve okuyucular, sizin bloggerde de böyle şeyler oluyor mu?  Bu durumdan gerçekten rahatsızım. Pislikler dadandılar ve her gün  farklı bir adla karşıma çıkıyorlar.. Artık normal blog olmadığı için tıklamıyorum.

Bunu yapan pislikler umarım bir daha bloğuma gelmezler.

12 Ağustos 2016 Cuma

2016 YILI YAZ ÇALIŞMALARI VE BAL HASADI


2016 Yılı yaz mevsimi hem çok sıcak hem de çok kurak geçiyor. Mayıs sonları ile haziran başları yerel zayıf yağışlarla geçti. Ben o yağışlara ot yağmuru diyorum. Sonra bol güneşli, sıcak günler, haftalar, aylar... 
Burası birkaç kovan arımı getirdiğim baraj kenarında bir yer. Temmuza kadar iyiydi ama sonrası kuraklık...
 Burada karaçalı çok, adeta bir tirfil deryası, kekik ve daha pek çok kır çiçeği var, tarım alanı değil...

2-3 gün sonra olgunlaşan balları alacağım.
Boş zamanlarımda arılarla çok ilgileniyorum. Hangi mevsimde ne tür gelişmeler olur, bizzat gözlemleyerek bazı bilgilere ulaşıyorum. Örneğin ilkbaharda nektar gelmeye başladığı zaman akşam havanın kararmaya başladığı saatlerde özellikle güçlü kovanların yanından geçerken ham nektar kokusunu alıyorum. Bu koku kötü bir koku değil ama çok da hoş olduğu söylenemez. Nektar akımı birkaç gün devam ederse, ilerleyen günlerde kuluçkalığın kulpundan tutup kaldırdığımızda kovanların ağırlığının arttığını fark ederiz


Çok kaliteli bir anarı


Kovan içinde boş bırakılan yerlere böyle beyaz petekler örülmeye başlanmışsa, verilen ham petekler kısa sürede kabartılıyorsa iyi bir nektar akımı var demektir.

Üç dönümden fazla arı otu... Geçen yıllarda bir aya yakın çiçekte kalırdı, bu yıl yirmi gün kadar çiçekte kalabildi.
Yavru durumu iyi bir çerçeve
Nektar akımı iyi olduğu günlerde arılıkta bir mutluluk bir mutluluk sormayın gitsin. Arılar sokmayı unutmuş, rahat rahat çalışabiliyoruz. Bu sene çerçevelerin çoğunu yeniledim. Eski petekleri de bal hasadından sonra eriteceğim.

BALLARIN OLGUNLAŞIRKEN YAYDIĞI KOKU
Çocukluk yıllarımda, eylül ayı gelince köyümde bağlar bozulur ve pekmez kaynatılırdı. Kaynayan pekmezin mis gibi kokusu bütün mahalleye yayılırdı. Pişen pekmez kaplara doldurulur ve kazanın dibinde kalan pekmez biraz daha kaynatılırak kıvamı daha koyu bir hale getirilir ve meydana gelen bu pekmeze de akıda denirdi. İşte, temmuz ayıyla birlikte bal yapan kovanların yanından geçerken  olgunlaşan balın pekmez kokusu gibi kokusunu alırım. Aynı kokuyu makinede peteklerden balı süzerken de alırım.
Kuvvetli bal kaynağı ayçiçek


2016 BAL HASADI

Bazı kovanlardan iyi bal aldım, bazı kovanlar ise hayal kırıklığı yarattı.






 
Bu yıl yedi yüze yakın yeni çerçeve kullandım. Geçen yıl erittiğim yirmi beş kiloya yakın mum ile  çerçevelerden kestiğim altmış kilodan fazla eski peteği yeni petekle değiştirdim, Toplamda elli kilodan fazla İzmir Petek kullandım. Petek fiyatları el yakıyor.  Geçen yıl kilosu 20-22 TL arası olan fiyatlar, bu yıl 28 - 38 TL'den satıldı. Bal verimi düşük, bunda birinci neden olarak uzun süren sıcak ve kurak hava diyoruz.
Sağlığımız elverdiği sürece arılarla birlikteyiz. Şimdilik sadece bal üreticiliği yapıyoruz.
Okuyucu ve izleyicilere selam ve saygılar.