21 Mayıs 2017 Pazar

14 NİSAN 2017'DEN SONRAKİ GÜNLÜKLERİMDEN SEÇMELER

14 Nisan 2017 Baraj kenarındaki arıları dolaştım. 6 kovan var. Galiba biri ana arısnı değiştirmiş, 2-3 çerçeve arı var, küçük yapılı bir anarı, petek gözlerinde henüz kapanmamış açık yavrular,,, Bitişiğindeki kovan kat istiyor, anarı memeleri yapmış. bir tane anaarı memeli çerçeve ile ballı bir çerçeve alındı ve sonbaharda sönen kovana kondu. Başka bir anarılı çerçeve alınarak anaarısız kovana verildi. Çerçeve alınan kovana  temel petek verildi. Başka bir kovanı açtım, harika bir manzara... 7 çerçeve kapalı yavru, kapalı yavrulu peteklerden birini bölme yaptığım kovana transfer ettim. Alta birkaç temel petek verilerek kat verdim. Yanındaki kovan henüz kat atılacak güçte değil. Bir başka harika kovan kuluçkalık taşmak üzere ve nektar da bulmuş, kapalı yavrulu çerçevelerden birini alarak üç çerçevelik bölmeyi tamamladım. Kuluçkalığa üç adet temel petek vererek katını verdim. Buradaki son kovan kontrol edildi, o da henüz kat verilecek güçte değil. Anarısı yeni yumurtlamaya başlayana, bölmeye, yalancıya kaçıp, anaarı memeli çerçeve verdiğim kovana ve yeterince güçlü olmayan kovana kek vererek şimdiki kontrolü bitirdim.



15 Nisan arılıkta yoğun geçen bir gün, bazı arılara kat verildi. Bazı arıların kovanları değiştirildi. Zayıf kovanların birkaçına kapalı yavrulu çerçeve desteği verildi.

16 Nisan Anayasa Değişikliği Referandumu yapıldı. Görevliydim.

17 Nisan, 20-25 gündür arılığın olduğu mevkiye yağmur yağmıyordu. Bu gün gerçek anlamda bir nisan yağmuru yağdı. Sabah erken saatlerde ( altı sıraları) başlayan yağmur aralıksız bu yazıyı yazdığım 23.00 sıralarında devam ediyordu.

19 Nisan 2017 çarşamba  Büyük oğlum Ozan'la arılığa gittim. Şubat ayında asmalar için diktirdiğim beton direklere tel çekmek için. Epey yağmur yağmış, yerlerde su var. Direklere iki sıra tel çektik. Bazı arılara azar azar 10 litre şerbet verdim. Eşim, kışın diktiğimiz soğan ve sarımsağın otlarını yoldu., maydanoz ve elma fidelerini ottan  temizledi.

26 Nisan 2017 çarşamba Caddy aldım.

27 Nisan 2017 perşembe, TEOG sınav görevlisi olarak Dereköy Ortaokulundayız...

 
 Sınavdan sonra arılıktayım.  Kovan kontrolünde kovanlardan birinde anarı memesi görüldü.

27 Nisandan sonra genellikle kovan temizliği yapmak, temizlenen kovanlar ballık konan yani kat isteyen kovanlara verilerek işler devam etti.

1 Mayıs 2017 pazartesi, bu yılın ilk oğulu, üç çerçeve kadar, 11 mayıstaki kontrolde yavru attığı görüldü.


3 Mayıs 2017 çarşamba İsmail Ustaya iki kovan arı verdim.
4 Mayıs 2017 perşembe baraj kıyısına  sekiz kovan götürdüm.
 
5 Mayıs 2017 Cuma, kayısıya konan oğul alındı. baraj kıyısına altı kovan arı taşıdım.

6 Mayıs 2017 cumartesi, baraj kıyısındaki, arılar için katlar taşındı. Bu tarih itibariyle Baraj kıyısında bal alınabilecek epey arı kovanı var.
7 Mayıs 2017 pazar, Bozcaada gezisi..


 
.
8 Mayıs 2017 pazartesi öğleden sonra arılığa gittim ama yağmur yağınca köye geçtim. Yağmur durduktan sonra ikindi vakti arılığa uğradım, eriğe konmuş bir oğulu sandığa aldım.

9 Mayıs 2017 salı, hava karışık ikindi vakti yağmur yağdı. İyi yağdı.
10 Mayıs 2017 çarşamba, okul çıkışı arılıkta bazı ağaçların altındaki otları kopardım. Asmalara baktım. Hava serin olduğu için arılarla bir işlem olmadı.

11 Mayıs 2017  perşembe, küçük bir oğul  boş bir sandığın altına toplanmaya çalışıyor.  Oğulda çok ana arı var.

 
İlk oğul ve ikinci oğul kontrol edildi. Yavru faaliyeti başlamış. Bazı arıların katları verildi.
Kirazlı sıradaki bir arıya kat vereyim derken bir sürü anarı memesi gördüm. Yavrulu ve anarı memeli dört çerçeve alınarak bölme yapıldı.

12 Mayıs 2017 cuma, okul çıkışı arılık. Şimdiye kadar ilgilenemediğim ve de arı trafiği az olan kovanlara baktım.

13 Mayıs 2017 cumartesi, eşimle öğleye doğru arılık, evde hazırladığım 30 kadar petek ve 5 litre şerbet... Birkaç çeşit domates ve acı biber fideleri...   Arılar dört bir yana çalışıyor. İlk iş daha önceden hazırladığım yerlere fideleri dikmek oldu. Sonra kat isteyen kovanlar kontrol edilerek katları verildi. İki kovanda bir sürü anarı memesi... Anarı memeleri kesildi. Oğullara ve yeterince gelişmeyen birkaç arıya şerbet verildi.

14 Mayıs 2017 pazar saat 15.30 sularında arılıktayım. Gece yağan yağmurdan hava biraz serin. Henüz kat vermediğim birkaç kovan var onların durumunu inceledim. Hafta sonunda kat verilebilir.  Bahara güçlü çıkan ve yaklaşık bir ay önce kat verdiğim arılar hatırı sayılır derecede bal yapmış.

Geçen gün  çıkan oğulun anarısnı inceledim. Kapkara bir kraliçe adını "Karakız" koydum. Bundan sonra anarılara ad koyacağım.

15 Mayıs 2017 pazartesi,  Baraj kıyısındaki arılara gittim. Bütün kovanları inceledim.  On altı  kovana kat verildi. Birine bir hafta sonra kat verilmeli. Kat verdiğim üç kovan oğula yönelebilir. İzlenmeli. Geçen ay 14 nisan günü arılardan biri ana arı memelerini dikmiş. Kıştan anasını kayberek yalancıya kaçan bir arıya anaarı yüğsüklü çerçevelerin birini verdim. Bugünkü kontrolde anarıyı gördüm. Yavruya başlamış. Yine sonbaharda sönen ve boş olan bir kovana üç çerçevelik bir bölme yapmıştım, çerçevelerden biri anarı yüğsüklüydü. Üç çerçeveye yakın yavru atmış. Anaarı memelerinin görüldüğü asıl kovan da anarısını yenilemiş. Üç çerçeveye yakın yavru yapmış.
Bugünkü kontrolde anarı yüğsüğü olan çerçevelerden birini ayırmıştım. Çünkü kıştan bahara çıkan ama bir türlü gelişme gösteremeyen bir arı vardı. Kovandaki mevcut anaarıyı imha ettikten sonra anaarı yüğsüklü çerçeve ve başka bir kovandan aldığım kapalı yavrulu çerçeveyi  bu kovana vererek yeni bir arı oluşturdum.

16 Mayıs 20217 salı, ikindi saatlerinde arılık. Hava bulutlu, 20 - 25 derece arası sıcaklık.  Oğul görünmüyor ama eski bir kovanın önünde birkaç arı, kovanın içine bakıyorum çeyrek çerçeve kaçak oğul, ne işe yarar ki?

DENEYİM, PAHALI TECRÜBE: Arılarımın olduğu yere 2005 yılında üç kovan oğul ve iki sıra farklı türlerde meyve fidanı dikmiştim. Ertesi yıl 15 kadar arı aldım ve fidan sayısını da 60'a çıkardım. Fidanlar arasına arı kovanlarını koydum: Kovanlar aynı kaldı. Fidanlar büyüyüp ağaç oldu. İşte bizim arılar erken ilkbaharda gayet güzel gelişim gösterdiler ama gel gör ki çok iyi gelişme göstererek dallanıp budaklanan ceviz ağacının dalları altında kalan arılarım cevizlerin dallarında yeşil yapraklar büyüdükçe arılarım gerilemeye başladı. Ben kuvvetli arılarla uğraşırken bu arıları maalesef can çekişirken fark ettim. Kovanı açtığımda bal var, bahardan depolandığı belli olan çok polen var ama arı bir avuç kalmış. Artık arı olma niteliğini yitirmiş. Yine de ceviz altından uzaklaştırdım.

2005'te yan yana iki şeftali diktim. Fidanlar küçükken sorun yoktu, onlar da büyüdü, ağaç oldu. üç yıldır onların arasındaki üç kovandan da verim alamadım.  İlk önceleri arılarda bir hata var diye anaarılarını değiştirdim. Maalesef üç arıyı da kaybettim. İlkbaharda ağaçlar yapraklanmaya başladı mı özellikle ceviz ağacının altında arı kovanı olmamalı. Aynı şey şeftali ağacı içinde geçerli.

17 Mayıs 2017 çarşamba. dinlendim. Kakava Şenliklerinin ilk günü ...

18 Mayıs 2017 perşembe, öğleden sonra arılık, baraj kıyısına götürmek için üç arı hazırladım. Bu aralar havalar serin gidiyor. Gündüzleri parçalı bulutlu, 20 derece civarı, geceleri 10 derecenin altına düşüyor.
Tarlalar daha çok ekin dolu. Bazı çiftçiler,  ektikleri ayçiçek ve mısır iyi çıkmayınca tekrar ekim yaptılar. Bu arada arılara zarar veren bir durum var ama ne acaba? Çiftçiler, bir şeylere tekrar ilaç mı atıyor?

19 Mayıs 2017 cuma, Dün hazırladığım arıları akşam götürmedim, arılar geceyi arabada geçirdi. Sabah saat dokuz gibi arıları baraj kıyısına bıraktım. Giderken ana arısını yenileyen arılara şerbet götürdüm. İşimi bitirdim, dönüş hazırlığı yaparken, kovanlardan 30 metre kadar uzakta bir çalıya konmuş yaklaşık dört çıtalık bir oğul var. Oğulu boş kovana aldım ve yerleştirdim.

 
Öğleden sonra 5 litre şerbet hazırlayarak İnece'deki arılığa gittim. Armut ağacına konan bir oğul... Hemen boş kovanlardan birine,  gözlerine şerbet döktüğüm dört tane kabarmış petek koydum ve daldaki oğulu kovana aldım., içinde birkaç anarı var.  Gösterişli bir anaarıyı anaarı kutusuna aldım. Bir tane de küçük yapılı bir anaarıyı kutuya koydum ve kutuları da örtü tahtasının üstüne bıraktım. Biraz sonra işçi arılar, küçük yapılı anaarı kutusunun yanında toplanmaya başladı. Bir anaarıyı öldürmüşler. İlerleyen dakikalarda küçük anarının yanında yumak olmaya başladılar ve anaarıyı arıların seçimine saygı duyarak kutudan çıkarıp çerçevelerin arasına saldım.



Bu oğulla işim bitip ön tarafa doğru gidince havada yoğun bir arı uçuşu var. Bu bir oğuldan fazla bir trafik. Neyse hemen oğul esansı ve oğul otu ile oğulu yönlendirdim ve istediğim şekilde oğullardan biri  yere, diğeri armudun dalına kondu. Maşallah harika bir oğul... İçinde çok ana arı var. Sarışın anaarılar, karakızlar... bir sarı, bir karakız paketlendi. Gerekli kovanlara verildi. İyi ki şerbet götürmüşüm, oğul zamanı şerbetli peteklerin konduğu kovanlarda sıkıntı olmuyor.
 





20 Mayıs 2017 cumartesi, saat 14.30 sıraları... Arılıktayım... Armudun dalında bir oğul sarkıyor. Bahçeyi bir turladım başka oğul var mı diye, görünürde başka oğul yok. Bu oğula bir kovan hazırladım ve daldan kovana aldım. Biraz sonra ön sıradaki kovanların üzerinde bir arı bulutu belirdi. Hemen oğul otu koparıp, ovalayarak armudun dalına sürttüm ve biraz sonra oğul orada toplandı. Onu da bir kovana yerleştirdim.

Geçen yıl bu mıntıkada hemen her ağaç iyi meyve verdi. Bu sene nisan başındaki kırağılar meyveleri çiçekteyken vurdu. Erikler, kayısılar, şeftaliler, bazı armutlar ve  ayvada tadımlık meyve yok, ama ağaç gelişimi güzel gidiyor. Kirazlarda olan meyveleri de kurttan korumak için akşam geç saatte ilaç attım.
İzleyici ve okuyuculara selam olsun.

 

 

12 Nisan 2017 Çarşamba

2017 İLKBAHAR ARICILIK ÇALIŞMALARIM

Memleketin çoğu yerinde olduğu gibi 2016 yaz ve güzü kurak geçti. Arılar, yavruyu erken kesti ve kışa yeterince genç arıyla giremediler.  Eylül ve ekim aylarında sonbahar bakımlarını yaptığımız arılarımızı, kışı geçirmek üzere kendi haline bıraktık. Böyle karar alsak da haftada bir iki gün arılığa uğramadan duramadım. Hele güzel havalarda...
Yabani arılar, sarıca arılar zayıf kovanlara dadandılar, kendilerini rahat koruyabilsinler diye giriş deliğini daralttım ama yine de iki zayıf arı yağma sonucu telef oldu. Eh bizde doğal varroa kapanı yaparak arıları biraz rahatlattık.

 
Gerçek anlamda kışı yirmi aralıktan sonra zemheriyle birlikte bir buçuk ay kadar yaşadık. Önce havalar soğudu, yılbaşından hemen sonra  uzun yıllardır görmediğimiz miktarda kar yağdı ve arazi yaklaşık on gün kadar kar altında kaldı. Ara sıra çok olmasa da karlı ve soğuk havalar devam etti. Şubat ayında güneşli günler gördük. Bazı günler gündüz saatlerinde arılar için uygun sıcaklıklar oldu ve arılar  temizlik uçuşu yaptılar.
 

Karlı günlerden

Hırsız var. İki küçük kovan kayıp...
 
               Karlı ve soğuk günlerden sonra, güneşli güzel günlerde fırsat buldukça  sorun olabileceğini tahmin ettiğim kovanlarımın kontrolünü yaptım.
               Cemrelerle birlikte arıların çalışabileceği havalar başladı ama uzun süreli karlı ve soğuk havadan dolayı otların çoğu dondu. Kışa dayanıklı olan ot ve erken çiçek açan ağaçlardan polen gelmeye başladı.
Sonbaharda formik asit uygulaması sırasında birkaç kovan ana arısını kesti. Arıların kendi yaptığı ana arılardan neredeyse yarısının ( dört kovan ) ana arısı yeterince çiftleşememiş olacak ki kışı çıkarmasına rağmen istenilen yavru üretimini yapamadı.

Yarısı ölen, yarısı yaşayan arılarım oldu. Kovanda arı var fakat arı giriş çıkışı zayıf. Açıyorum kovanı, bir tarafta 2-3 çerçeve arı var ana arı peteğin iki yanına avuç içi kadar yavru atmış. Diğer tarafta, balların bittiği ya da çok az olduğu peteklerin arasında, petek gözlerinde ölmüş arılar...  Evet üç kovan bu halde kışı çıkardı.
          Arısının bir kısmını kaybeden ve kalanla hayata devam eden arı
Açlıktan iki arımı kaybettim. İhmal mi, beceriksizlik mi, gözden kaçma mı, her neyse ...

Ölen arılarım oldu. Bal var, polen var ama ölmüş. Sanırım çoğu uzun süren çok soğuk günlerde bulunduğu peteklerdeki balı bitirdi, ballı çerçevelere geçiş yapamadılar ve açlıktan öldü.

Anasız kalan kovanlarla, anası olup zayıf düşen arıları birleştirdikten sonra 2016 - 2017 kışını altıda bir oranında arı kaybıyla atlatmış bulunuyoruz. Tabi bu saatten sonra kayıp yaşamazsak.

Arılar için şubat ayının ilk günlerinde, Tarım İl Müdürlüğünde yaklaşık yüz elli kilo kek yaptım ve ilk çiçeklerle birlikte bazı kovanlara takviyede bulundum. Mart yirmiden sonra ise yiyecek sıkıntısı olan kovanlara şerbet vermeye başladım. Bazı kovanlarsa kendi balıyla beslenmeye devam ediyor ve en coşkulu kovanlar da onlar.


Kat verilebilecek kovanlar olduğu gibi kendini ayçiçeğine ayarlayan kovanlar da var.

                            Erken çiçek açan kayısılar, kırağılara dayanamadı ve kavruldu.

                                Bu sümbüllere arılar bayılıyor.



Şimdi on nisan itibariyle arılarımızın sağlık durumları iyi herhangi bir olumsuzluk yok. Hava sıcaklıkları gündüz gece ısı farkı çok yüksek. Gündüz 20, gece sıfır derecelerde olabiliyor. Erken uyanan meyve ağaçlarını kırağı yaktı. Önce erkenci kayısılar gitti. Arkasından mart sonu, nisan başında erken uyanan cevizler ve asmalar darbe yedi. Bu cevizlerde hayır yok bu sene.  Yağış durumu, kışın kar yağdı ama yeterli yağmur yok. Barajlarda su seviyesi geçen seneye göre çok düşük. Yaklaşık üç haftadır ( 20 mart- 10 nisan ) arılığın bulunduğu mevkide yağış yok.

 Her bitkinin bir anavatanı var. O bölgeye her şeyiyle uyum sağlamıştır. Dört tane incir fidanı vardı, hatta birinden geçen sene birkaç tane incir görmüştüm. Bu sene hepsini soğuk kuruttu. Belki kökünden gelir ama ...

Burada bir anımı - acemiliğimi - anlatayım. 2006 mayıs başları, yer Kırklareli ..  Arıcılığa başlarken vatandaştan arıları alacağım. Fazla bilgim yok. Beş tane fenni kovan, ikisinde arı var üçü daha sıfır. On dört sepet kovan, sepetleri yan yatırıp bakıyorum, ağzına kadar kara petek, orta petekler kapalı yavru ve arı sepetten taşmak üzere. on kadar sepet bu şekilde. Kaldı dört sepet. Sepetler, sehpaya sığır b..u, saman vs. ile sıvanmış. Önceki sepetler ağır, bunlarsa hafif... Bu sepetleri de yan yatırıp baktım. Sepetin tavanında ithal muzlar gibi 5-6 tane 15-20 cm uzunluğunda sarı petek, yumruk kadar da arı. Bu arıları öteki sepetlerin hatırına alıyorum, yoksa beğendiğim için değil.  Arıları kendi mekanıma taşıdım. Birkaç kovan edindim. O kovanlar oğulla doldu.  Zayıf sepetler ise öyle güzel bal yaptılar ki sepetleri yerinden zor kaldırdım. Ertesi yıl arıcılıktan anlayan bir arkadaş sepetten sandığa arılarımın birkaçını aktarıverdi, kalanları kendim aktardım. Bölgemizde geleneksel olarak sepet arıcılığı yaygın. Sepet kovanların ana arıları her daim gençtir. Çünkü bir sepetten bir kaç oğul almak mümkün.

Çalışanların, üretenlerin emeklerinin karşılığını almaları dileğiyle verimli bir yıl dilerim.






 

28 Ocak 2017 Cumartesi

MANTALİTE ( ANLAYIŞ ) FARKI


Kırklareli Arıcılar Birliği Başkanı sayın Cemalettin Saygılı'dan gelen cep telefonu mesajıyla  28 Ocak 2017 tarihinde yapılacak olan "Arıcılığımızın Geleceği ve Arıcılık Faaliyetleri" konulu konferansa çağrıldım. Konferans, Kırklareli İl Özel İdare Cazibe Merkezinde saat 10.30'da  Sayın Prof. Dr. Muhsin Doğaroğlu tarafından Kırklarelili arıcılara verilecek.
Saat 10.20 sıralarında toplantı yerine vardım. Gelenlerden isteyene Arıcılar Birliğinin hazırlattığı takvim ve tüplü adaçayı fidesi veriliyor. Salon önünde çoktandır görüşemediğimiz tanıdıklarla hoşbeş ederken, Muhsin Hoca geldi.
Prosedür gereği başkan tarafından açılış konuşması yapıldı ve program akışı sunuldu. İstiklal Marşı'ndan sonra Muhsin Hoca'mız sahnedeki yerini aldı.
Bal arısı ile ilgili genel bilgiler, mevsimsel arı bakımları, koloni yönetimi, oğul, güçlü arı, destek kolonisi, seleksiyon, arı hastalıları, gen kaynakları, parazitlerle mücadele, petek verme, kat verme... ve arıcıların sorularını yanıtlama gibi konularla konferans sona erdi.

Bana en ilginç gelen ise Hoca'mızın oğulla ilgili verdiği örnekte ulusların mantalite farkıydı.
Biz Türklerde aynı avluda evleri ayrı olan iki kardeşin de arısı var. Oğul zamanı bir baktılar ki ağacın dalında bir oğul var. Kardeşlerin aklından ne geçer? diye bir soru sordu. Cevaplar, her iki kardeşin de " Oğul benim arıdan çıktı, dolayısıyla bu oğul bana ait olmalı. " gibi bir anlayış hakim oldu.

Almanlarda ise böyle bir durum yani aynı avluda oturan ve arı bakan iki kardeş ya da komşu için ağaçta veya başka yerde oğul görmek utanç nedeniymiş. Acaba neden?  Cevabı Almanlarda arının oğul vermesi iyi karşılanmazmış. Bir arının oğul vermesi sahibi için utanç vesilesiymiş. Arının oğul vermesi, o arının kalitesiz, bakılmaya değmez olarak değerlendirilmesiymiş. Oğul veren arı tercih edilmiyor. Çünkü arıcılık konusunda ileri derecede çalışmalarla istenilen özellikleri taşıyan arılar yetiştirilmiş.

Hoca'mız İskoçya'da ormanda gezerken ağaçlarda arılar - oğullar görmüş. Demiş ki "Bu arıları niçin almıyorsunuz?" Verdikleri cevap ilginç:" Bunlar başıboş arılar, bakmaya değmez, alır kovanlara koyarsak arılarımız bozulur ve oğul vermeye başlar."

Bölgemizde geleneksel arıcılık  sepet kovanlarla yapılagelmiştir. Hala çoğumuzda sepet kovan var. Sepet kovandaki arılar kışı rahat çıkarıyor ve ilkbaharda çok hızlı bir gelişim gösterir ve mevcut sepet dar geldiği için arı oğula yöneliyor. Teknik arıcılıkta arının oğul vermesi arıcı için ekonomik kayıp demektir. Dolayısıyla arı çoğaltma işi arıcının kontrolünde yapılan teknik bir iştir.

Sonuç olarak on yıl önce başlatılan Trakya arısı koruma alanı uygulamasıyla arı gen kaynaklarının özgün olarak kalması sağlandı. Trakya arısı, karniyol  arısı özellikleri taşımakta ve bu bölgeye milyonlarca yıldır uyum sağlamıştır.

Verdiği konferansla bizi aydınlatan değerli Hoca'mıza ve Rıdvan Ulus ve Cemalettin Saygılı başkanlarımıza teşekkür ederiz.

Bu yıl kış yirmi aralıktan sonra geldi. Bir geldi, pir geldi, derler ya aynen öyle ... Yaklaşık kırk gündür soğuk ve karlı geçiyor. Belki zemheri giderken soğukları da alır gider.


 

24 Ekim 2016 Pazartesi

2016 YILI SONBAHAR MEVSİMİ VE ARICILIK ÇALIŞMALARIM

Sıcak ve kurak geçen bir yazın ardından parçalı bulutlu günler başladı ve havalar serinledi. Yeterli olmasa da arada bir yağmur çiseledi.

Eylül başlarından itibaren arıcının başının belası arı kuşları sıcak bölgelere göç etmeye başladı. Göçerken özellikle öğleye doğru ve akşamüstü arılıkta kendilerine ziyafet çekiyorlar. Tabi bu arada son turfan anarılarımızdan çiftleşme uçuşuna çıkan bazı anarılarımız kovanına dönemedi.
 

Çiftleşme uçuşundan dönenler maşallah yavru döşediler.


Yaz meyveleri bitti. Şimdi bahçesinde üzüm olan üzümünü, ceviz olan cevizini  hasat ediyor, önümüzdeki günlerde kışlık elmalar, armutlar, narlar, ayvalar hasat edilmeye başlanır.


 

Bal hasadını ağustos ayı boyunca yaptım. Beklediğimiz balı alamadık ama buna da şükür diyeceğiz. Arılıkta iş bitmez. Bir yandan bal hasadı yaparız, bir yandan oğul arılarla ilgileniriz.
 

Ayrıca ağaçların ve fidanların sulama işini de yürütürüz. Eskiyen kovanlarla ilgili ufak tefek tamirat işleri olur.

VARROA MÜCADELESİ
Doğal oğulları sandığa aldıktan sonra genelde akşam saatinde duman  vererek varsa üzerlerindeki varroalardan  temizlenmesine çalışırım. Bölme oğullarda bu işlemi daha çok yaparım. Bal aldığım kovanlarda ise varroa mücadelesini daha çok formik asitle yaparım. Altı alüminyum perfore sac olan kovanlara alttan formik asit uygulaması yaptım. Formik asiti verdikten 2-3 gün sonra kovanın altındaki çekmeceyi çekince ölen varroaları görünce hayret ettim, bu kadar varroa nasıl olur?
 
Bu sene ilk formik asiti ağustos sonunda düşük dozda verdim, çünkü akşam üzeri sıcaklık 30 dereceye yakındı. Kontrollerde bazı kovanlarda ölen varroa az iken bazı kovanlarda çok fazlaydı. İkinci tur formik asit uygulamasını yaptığın günün akşamında eve acele dönmem gerekiyordu. Aceleden bazı kovanlara asiti verirken dozu iyi ayarlayamadım ve birkaç gün sonraki kontrolde bazı kovanlarda anarı yüksükleriyle karşılaştım. 

EYLÜL ANARILARI
 
Formik asit uygulamasında anarısız kalan kovanlar kendilerine yeni anarı yaptı. iki kovanın anarısı çiftleşmeden dönemedi. Arılıkta hala bazı güçlü kovanlarda erkek arı göze çarpıyor.
 

Havalar arıların çalışabileceği sıcaklıkta. Yağmurlardan sonra arazide yeşillik ve canlılık başladı. Polen taşıyan arılar olduğu gibi kaz otlarından nektar alanlar da var. İşte böyle bir doğada yeni anarılarımz çiftleştiler ve yumurtlamaya başladılar.   
Yeni anarılar yumurtlarken, diğer kovanlar bu sene yavruyu erken kestiler. Son günlerde bazı kovanları inceledim, bazı kovanlarda çok az yavru var, bazılarındaysa açık kapalı hiç yavru yok. Şimdiye kadar bu zamanda arıların yavru faaliyetlerini durdurmasına tanıklık etmemiştim. Bu yüzden son günlerde azar azar teşvik beslemesi yapmaya başladım. Sonucu izleyip, göreceğiz.
 
EŞEK ARISI KAPANI

 
Bu yıl çok karınca var. Kovanlara büyük zarar veriyorlar.