12 Kasım 2009 Perşembe

2010 Tarım Destek Fiyatlarında Arıcılık Desteği

Kovan başına 6 TL destek... Hayırlı olsun.

07 Kasım 2009 Cumartesi

Bugün yedi kasım cumartesi, mevsim normallerine göre oldukça güzel bir hava. Saat 11.00 gibi arılıktayım. Kovanların tek tek önünden geçtim ve selamlaştım. Bütün kovanlarda giriş – çıkış etkin olarak devam ediyor.


Öğleden sonra otuz derecenin üzerinde bir sıcaklık… Arılıkta hava kararana kadar kalınca pek çok şeye tanık oluyoruz: Kovanlara saldıran sarıca arılarla kovan arılarının savaşı, yavru uçuşları, bazı kovanlarda erkek arıların görülmesi… gibi.

Başka bir gözlemim de şudur: Arılarımın birkaçı hariç kışa iyi hazırlandı. Eylül sonlarına doğru ve ekim başında şuruplandı. Ekim ayında kapalı yavrulu çıtalarım mevcuttu. Ancak geçen günlerde, son on gün içinde - bugün baktığım bir iki arı da dâhil - baktığım sandıklarda kapalı ya da açık yavru göremedim. Deneyimli arıcı arkadaşların bu konudaki görüşlerini lütfederlerse öğrenebilir miyim?

Arıcılıkla uğraşanların ortak yönleri ( sorunları ) var galiba. Demet Hanım’ın “ Bahtıkara’sı, “ Doktor Bey’in “Balkon Fakiri” olur da bizim sorunlu 27 nolu arımız  olmaz mı? Başka arıcı arkadaşlarda da vardır herhalde böyle sorunlu arılar. Aslında kışın havalar uygun olduğunda ilgilenebileceğim yegane arı bu olacak.

27 numaralı arı zayıf bir oğuldu. Mayıs ayında kirazın yüksekçe bir dalına sarmış. İkindi saatleri, yağmur yağdı yağacak… Üst üste boş sandıkları koydum ve üzerine çıktım. Boş sandığı bir elime aldım, diğer elimle de var gücümle oğulu boş sandığa silkeledim. Oğullu kovana iki üç tane kabartılmış petek koyarak boş sandıkların üzerine bırakıp kapağını kapattığımızda yağmur çiselemeye başlamıştı bile. Arıların çoğu kovana girdi ama galiba oğulun bir kısmı eski kovanına döndü. Çünkü ertesi gün açtığımda iki çıtadan daha az arı vardı.

27 nolu arı zamanında pek gelişme gösteremedi. Ve ben de geç de olsa bu arıyı beslemeye aldım. Bugün kovanı açıp baktığımda sadece bu kovanda kapalı gözlü yavruya tanık oldum ve bir de bu kovana polen girişine. Diğer kovanlar tok kovan galiba, ne yavru faaliyeti var ne de polen girişi.

Bakalım, bizim 27 nüfusunu artırıp bahara çıkabilecek mi?

26 Ekim 2009 Pazartesi

BİRAZ DA EDEBİYAT

...
1920’de sivillerce kurulan hükümet
Kurtuluş’tan sonra,
Olur, resmi devlet.

Aradan yıllar geçer,
Siviller resmiliğin inceliğini öğrenince
Bayılır resmiliğe,
Resmi okullar açılınca,
Resmilik illere, ilçelere, kasabalara ve köylere kadar yayılır.
Resmi okullardan çıkanlar başta,
Herkes resmi olmak için çok yarışır.

Sivilin resmi bir işi vardır resmi yerde,
Resmi yerde resmi kişi çok resmidir.
Resmi işler bazen ağır aksak yürümekte,
Bazen resmen yürümemekte,
Bazense – sivilin ve resmi kişinin maharetiyle -
Gayri resmi yollardan jet hızıyla yürümekte...

Siviller bıktı bu işten, dert yanan dert yanana,
Gün doğmuştu, uyanık, açık göz sivillere
Bir kısım uyanık sivil
Resmi kurumlara ve resmi görevlilere karşı
Özel kurum ve özel görevli ile özel hizmet diye
Resmi kurumları ve resmi görevlileri
Resmen kötü ve yetersiz gösterdi.
Hatta resmi makamlardan destek bulup teşvik aldılar.
Bu özelci siviller, resmi kurumları resmi devlete yük olarak gördüler,
Resmi kurumları özelleştirerek bu yükten kurtuldular.
Bir kısım uyanık siviller ise,
Resmi olmak için
Resmi yoldan en resmi görevlere geldiler.
Resmi kişi resmi yerde resmi göreve başladı.
Resmi görevliler, resmi görevliyi kutladılar.
Resmi kişi resmi işlere resmen alıştı,
Resmi kişi resmi yerde çok resmileşti.
“Resmi iş, resmi insanların işidir.” dedi.
...
Devamı "Edebiyat Defteri" adlı sitededir.

21 Ekim 2009 Çarşamba

TAKLİT KÜTÜK KOVAN



Dedelerimizde gördüğümüz kütük kovanların okumuşu


Doğup büyüdüğümüz yerlerde arıcılık kütük kovanla yapılırdı. Kütük kovan ise düzgün ladin ya da ardıç ağacından üretilirdi. 30 - 35 cm çapında içi geçmiş yani boşalmış ağaçlar ormandan temin edilir. Bu ağaçlar arıcının diğer kovanlarının uzunluğuna yakın olacak şekilde kesilir. Standart bir ölçüsü yok ama bir arılıkta kovanların aynı boyda olmasına dikkat edilmesi gerekir. Kesilen ağaç o zamanki aletlerle içi oyularak kütük kovan haline getirilir. Bu iş saatlerce sürerdi. kovanın tahta kısmının kalınlığı ağaca bağlı ama 5 - 6 cm. civarında olur. Ağacın oyma işi bittikten sonra, kovanın giriş tarafına ve arka tarafına ağaçtan kapak yapılır. Bu kapaklardan önde olana giriş deliği açılır.
Arılıkta yerden 1-1,5 metre yüksekliğinde dikdörtgen şeklinde bir taş duvar örülür (taş çok olduğu için ). L şeklinde en az 6 tane ağaç hazırlanır, daha fazla da olabilir. Ormandaki kalın ardıç ağaçlarından kesilir ve bu ardıç ağacı balta, kama ve çivilerle yarılarak geniş tahtalar elde edilir. Bu tahtaların ortalama kalınlığı 5 - 6 cm'dir. Kesilen ardıç ağaçlarının kabuğu soyulur. Malzemeler hazırlanınca sıra arılığın kurulmasına gelmiştir. Bu iş yardımlaşa yapılacak bir iş olduğu için arıcının dostları, yakınları yanındadır. Taş duvar üzerine L şeklindeki ağaçlar karşılıklı gelecek şekilde monte edilir. L şeklindeki ağaçların uzaklığı arıcının kovan sayısına bağlıdır. Bir metre de olabilir, iki metre de olabilir. Daha sonra hazırlanan tahtalar L şaklindeki ağaçlara çivilerle tutuşturulur. Taş duvarın içi taş ve çakılla doldurulur. Üstü ardıç kabuğu ile örtülür. Sıra kütük kovanların yerleştirilmesine gelmiştir. Kovanlar, çoğunlukla uçuş deliği sabah güneşini görecek şekilde konumlanır. Kovanlar yan yana dizilir. Aradaki boşluklar kabukla doldurulur. Diyelim ki alta beş kovan koyduk, üzeri kabukla kapatılır ve ikinci kata beş kovan daha konur. İşlem böyle devam eder ve 15 -20 kovanlık bir arı kürnesi meydana gelir. Arıyı soğuktan ve sıcaktan korumak için yanlara ve en üst katın üzerine de ardıç kabuğu konur ve bunların üzerine saç konarak yağmur ve kardan etkilenmesi önlenir.
Eskilerin kütük kovanını ve arı kürnesini tanıtmaya çalıştım. Geçmişi yaşatmak için bu taklit kovanı yaptırdım. Üç yıldır da evin ihtiyacı kadar petek bal alıyorum. Temmuz ayında birkaç kilo bal almıştım, bu da son turfan deyip sezonu kapattım.





































































11 Ekim 2009 Pazar

YAVRU UÇUŞU

Bugün ekimin on biri fakat hiç de ekim ayı havası yok. 30 derecenin üzerinde bir sıcaklık. Saaat 15.00 sıralarında arılıktayım. Alışkanlık bu ya arıları dışarıdan bir kontrol yaparım önce, sonra da planda ne varsa o gün o işleri yaparım. Saat 17.00'ye doğru kuvvetli arılardan birinin önünde mayıs ayı manzarası gördüm. Maşallah arıya.


video


ARILAR İÇİN SULUK


Arılıkta, arılar için bir su kaynağının gerekliliğini sanırım fotoğraftaki görüntüler anlatmaktadır. Üstelik arılığa üç yüz metre mesafede bir dere vardır.



06 Ekim 2009 Salı

SEPETTE KIŞLAYAN ARIYLA İLGİLİ GÖZLEMLERİM








Tarla komşum, geçen yıl bir oğulu fotoğrafta gördüğünüz sepette tarlasına bıraktı. Sepeti tahta parçasının üzerine koydu ve tarla toprağından yaptığı çamurla sepetle tahtanın temas ettiği yerleri sıvadı. Güney cephede beş parmak girecek şekilde giriş - çıkış bıraktı. Oğul bu şekilde kışa girdi. Ne besleme yapıldı ne de ilaç verildi. Şubat ayında kendi arılarımı dolaştıktan sonra ona da dıştan bir baktım. Sepetin ön cephesindeki sıva açılmış, rahatlıkla elinizi sepetin içine sokabilirsiniz. İçimden bu sene çok yağmur yağdı, yağmur sıvayı eritmiş ve sepetin ağzını açmış diye geçirdim. Eğilerek sepetin içine baktım. Yarıya kadar petek örülmüş. Yeni oğul olduğu için petekler fotoğrafta görüldüğü gibi açık renkliydi. Peteklerin arasında arılar görülüyordu. Arılar soğuktan üşümesin diye dökülen topraklarla sepetin ağzını sıvadım ve sepetin kırık yerinden girip çıksınlar dedim. Tabi ben bu işlemleri yaptığım zaman fotoğraf makinem yoktu ve kayıt altına alamadım.

Nisan ayında arıları dolaşırken o sepete yine baktım ve yine öndeki topraklar açılmış. Yanımda fotoğraf makinesi olunca makineyi sepetin içine sokarak bu fotoğrafi çektim. Tekrar giriş deliğini daraltarak kapattım. Mayıs ayında kuvvetli çalışıyordu. Haziranda bu kareleri çektim . Başka bir seferde de sepetteki arının azaldığını gördüm, yani oğul verdi. Son durum: Tarla komşum arıyı uyduruk bir sandığa aktardı. Geçenlerde kendi arılarımı ilaçlarken ona da sevabına biraz ilaç verdim.
Bu günlerde arıcı dostların sandıklardaki arılarını sarıp sarmaladıklarını okuyorum da acaba bu kadar fazla ilgi arıya iyilik mi yoksa kötülük mü demekten kendimi alamıyorum.
Benim arıların kışlama durumu mu, arıyı aç bırakmamak koşuluyla kuvvetli arı da zayıf arı da ( 3-4 çıtalık )örtü tahtasının altındadırlar ve on çerçeve kabartılmış petekle beraber. Ha bir de genelde ikinci katlar yaz kış aynı yerdedir.
Her arıcı kendi arılarının bulunduğu yerdeki iklim ve bitki örtüsünü göz önünde bulundurarak hareket etmeli.

22 Eylül 2009 Salı

BAHAR BALLARINDAN


Bunlar temmuz başında ayçiçekler devreye girmeden önceki ballardan. Tüketici dostlardan bu güne kadar hiç şikayet gelmedi. Geçen yıl alanlar bu sene daha fazla talepte bulundu.

ERKEKLERİN VIZILTISI BÜTÜN ARILIĞA YETİYOR


Bu gün güzel bir hava. Arılar için tam bir mesai günü. Yağmurlardan sonra çok güzel polen getiriyorlar. Kapağa dayanıp giriş deliğindeki trafiği izliyorum ve o çalışmayı görünce mutlu oluyorum. Kapıdaki nöbetçiler işi gayet sıkı tutuyorlar. Arada bir hırsızlığa gelenler oluyor, hemen etrafları sarılıyor ve sonuçta iş yapamayacağını anlayan yağmacı oradan uzaklaşıyor.

Ve kovanın birinden kuvvetli bir vızıltı yükselmeye başladı. Fotoğrafta görüldüğü gibi bir sürü erkek arı. Erkeklerin böyle geveze olduğuna ilk defa tanık oluyorum.

KIRALİÇEM HER ZAMANKİ YERİNDE


Bayramın son günü arılığa bir göz attım. Daha önceki çalışmalarımdan yarım kalan işleri tamamlamaya çalıştım, gerçi yine bitiremedim. Çünkü çalan telefon işi yine yarım bırakmamı gerektiriyordu. Arılarım iki katlıdır. Eylûl ayınıın sonlarında kuluçkalıkla ballık arasına MDF'den yaptığım örtü tahtasını koyarım. Örtü tahtasında besleme ve havalandırma amaçlı bir delik vardır. Havalar iyice soğuyana kadar boş petekler ikinci katta kalır. Kırağılar düşüp havalar sertleşti mi petekleri boştaki sandıklara ya da ballıklara alıp tâ sultannevruza ( 21 mart ) kadar saklıyorum. O zaman güçlü arılarda ballıkla kuluçkalık arasındaki örtü tahtasını kaldırır ve biraz da petek ilave ederim.




Bu gün birkaç kovanda çalışma yaptım ve birisinde kıraliçemi gördüm




Bu Blogda Ara

Yükleniyor...