20 Şubat 2012 Pazartesi

İSTANBUL'DA ARICI FESTİVALİ

http://www.istanbularicilikfestivali.com
Bir meslek dalıyla ilgili geniş katılımlı etkinliklere o işle uğraşanların mazeretleri yoksa gezip görmesinde yarar olduğu kanısındayım. Hafta sonunda yapılan bu festivale, cumartesi işim olduğu için gelemedim ama pazar günü gitmeye karar vermiştim. Bugün Fesstivaldeydim, iyi ki gelmişim. 

Kış mevsiminde kapalı bir mekanda yapılan gayet güzel bir festival izlenimi edindim. Arıcı ürünlerini web  sitelerinden görebiliyorduk ama o ürünü çıplak gözle görmek ve dokunmak ürünü daha iyi tanımamızı sağlıyor.

 Ülkenin doğusundan batısından güneyinden kuzeyinden her taraftan bal bulmak mümkün.
 En meşhur ballarınmızdan...
 Etiketi ve fiyatı ilk kez görüyorum.
 Kristalize ballardan...
 Petek ballar...
Festivalde Marmaris'ten Artvin'e, Hatay'da Ordu'ya kadar ülkenin değişik yerlerinden stand açanları gördüm.

Arıcının olmazsa olmaz bal süzme makinesi...Peteği çıkarmadan iki yönlü süzme makinesi...

Değişik yörelerden gelen kovan örnekleri...



Sanal alemden tanıyıp da karşılaştığım arıcı arkadaşlar...




Bloglardan tanıyıp fotoğraf çekmediğimiz ama bir merhaba dediğimiz suni tohumlama aletiyle festivalde yer alan sayın Sadri Bey, Sayın Murat Akın Bey ve bir Standda gördüğüm sayın Asım Kadıoğlu Bey ve yıllar öncesinden yanıma yaklaşıp merheba Hocam diyen Sevgili Öğrencim İsatnbul'da çalışan Gıda Mühendisi Ozan...
İhtiyaç duyduğum bazı malzemeleri alarak tamamladığım ve
2-3 saat süren İstanbul gezisinden notlar bunlar...

Okuyucu ve izleyicilere selam ve saygılar.

16 Şubat 2012 Perşembe

KIŞIN ARILIK GÖZLEMLERİNDEN

Arıcı, arılıkta bulunduğu zamanlarda bir şeyler sürekli dikkatini çeker. Dikkatimizi çeken olaya, varlığa odaklanırız.  Isı, belli bir dereceye düştüğünde arıların kovana girdiğini ve salkım oluşturduklarını duyduk, okuduk. Bu sene farklı tarhlerde iki defa sıcaklık 8 derece civarındayken bazı kovanlardan arıların çıktığını gördüm. Haliyle o kovanlara girdiğine de tanık oldum.


 Tabi bu hareketlenmede daha çok içerideki ölü arılar dışarı atılıyor. Mevsim gereği bölgemizde şimdi polen ve nektar olması söz konusu değil.

Bugün kısa bir arılık turu yaptım. Geçen yılın oğullarını kovan kapağını açarak ama örtü tahtasını kaldırmadan, örtü tahtasındaki besleme ve havalandrme deliğinden gözlemledim. Maşallah onca soğuktan sonra hepsinde arı gördüm, Verdiği tanımlanamayan mutluluğu anlatamam. Zaten arıcılar o mutluluğu bilir.


Aşağıda çırası çıkan ve boyayı kabartan çamdan kovanlar.

Bu sene iyi kış oldu.

Kovan önlerinde su birikecek çukurlar olmamalı.

İstemeden çekilen bir fotoğraf. Arılıkta makine elde gezinirken farkında olmadan düğmeye basmışım.

Okuyucu ve izleyicilere selam ve saygılar.

31 Ocak 2012 Salı

GÜZEL YURDUM

        

YURT TÜRKÜSÜ

Güzel yurdum! Dağlarını                                         

Uzaktan göresim gelir.   

Keskin esen yellerine     

Başımı veresim gelir...


Gözümde tüter dağların,                                        

Sakız kokulu çamların.                                            

Türkü söyler akşamların.                                          

Bana kendi sesim gelir...  

                                     
Ak ördekli göllerinde    

Mavi bakışların vardır,  

Buğulu pembe yazların,              

Dumanlı kışların vardır...

                                         
Hoştur dağının eteği                                               

Yamaçlarının çiçeği,                                               

Gece ayın gezindiği                                                 

Altın yokuşların vardır...   


Seni gezdim karış karış

Ak ceylan gördüm dağında.

Seyrettim deli gönlümü

Kızıl, Yeşil ırmağında...


Bağlıyım candan sana ben.

İçimde bin renktesin sen.

Ciğerimi temizleyen

Bir hava var toprağında...


Su içtim kaynaklarından.

Gölgelerinde uyudum.

Kuşlarının söylediği

Şen türkülerle büyüdüm...


Ninniyle salladın beni,

Şefkatle kolladın beni;

Sevginle bağladın beni,

Yurdum! Yurdum!/ Güzel yurdum!

                           Vasfi Mahir KOCATÜRK     
                                  
Memeleketimizde ağır kış koşulları hüküm sürüyor. Türkiye coğrafi konumu itibariyle aynı anda dört mevsimin yaşandığı bir ülke görünümündedir. Fakat bugünlerde çok geniş bir alanda karlı ve soğuk bir kış yaşıyoruz. Tv haberleri, gazete haberleri ve en günceli internetten aldığımız bilgilere göre yurdun dört bir yanındaki hava durumundan haberdar olabiliyoruz.

Hafta sonunda fotoğrafta görülen güzel yerdeydim.




Yolculuk esnasında yan tarafta oturan yaşlı bir çift vardı. Beyin ak sakalları sarkıyordu ve yaşının seksen olduğunu belirtti.  Bir ara sohbette kardan kıştan bahsettik. Erzurumluymuş ve oranın çok soğuk olabileceğini söyledim. Yaşlı adam ne dedi, biliyor musunuz?
- Erzurum'un soğuğu şifadır, şifa.

Trakya'da soğuk var, fazla kar yok. Hatta dün sabah erkenden Edirne üzerinden Kırklareli'ye geldim. Edirne'de kar varken Kırklareli'de pek kar yoktu.

Bu da bizim Toroslardan bir kare: Kimbilir kaç asırlık bir karaardıç? Kaç kış geçirdi acaba böyle gelinlik giymiş gibi bembeyaz karla kaplı?

Zemheri bitiyor. Kışı yarıladık. Arılarımız dinlenmede. Martla birlikte arı işleri hızlanır. Kalan sürede iyi dinlenmek lazım. Bu arada  arılarımızın durumuna göre hazırlık yaparsak  baharda sıkıntı çekmeyiz.

Okuyucu ve izleyicilere selam ve saygılar.

23 Ocak 2012 Pazartesi

OCAK 2012

Arıcılığı uğraş edineli beri bulunduğum bölgenin hava durumunu ve  bitki durumunu yakından izlemeye başladım. Bilindiği gibi aralığın yirmisinden beri hakiki kış kendini gösterdi. Eskilerin deyişine göre şimdi zemheridir, karakıştır. Evet, biz Trakya'da bazen mevsimdışı günler, hatta saatler yaşayabiliyoruz. İki gün önce cumartesi günü sabah saatlerinde yağmur yağmaya başladı. Saat 14.00 sıralarında yağmur kara dönüştü ve hafiften rüzgar edmeye başladı. Bir saatten fazla kar yağdı ve yeryüzü karla kaplanıyordu ki o da ne kar bulutları sağa sola savruldu ve aradan fırlayan güneş akşam saatlerinde ortalıkta kar mar bırakmadı.

Bugün pazartesi... Bize tatil... A hava çok güzel güneşli. Tatil matil yok doğru arılığa... Öğleyin arılıktayım. Yağan yağmurlar ve kardan sonra her yer vıcık vıcık çamur...

Neyi merak ettim dersiniz? Acaba bütün kovanlarda hareket var mı, hayat var mı, arı var mı? Evet üç saate yakın arılıkta kaldım ve özlediğim manzarayı bu şartlarda doya doya izledim. Bütün kovanlarda hayat olduğuna dair kanaat edindim. Yaşasın bütün arıcıların arıları.




Arılar bol bol uçuş yaptı, öyle polen taşıyan arıya raslamadım, zaten şu anda poleni nereden bulacak, sadece su içtiklerini gözlemledim, hatta ıslak toprağa konduğunu da gördüm ve muhtemelen  su nihtiyacını oradan karşılamaktadır.
Fakat bu uçuşlar sonucu epey arının telef olduğunu gördüm. Kovanlardaki ölü arılar dışarı atıldı. Kovana gelen yabancı arılar kovuldu. Arada kötü niyetli olanlar cazalandırıldı.  


AŞAĞIDA GEÇEN YIL 23 OCAK 2011 TARİHİNDEN BİR FOTOĞRAF. O zaman da hava iyiymiş.

Okuyucu ve izleyicilere selam ve saygılar

8 Ocak 2012 Pazar

BASINDAN ARI VE BAL YAZISI "Her kilonuz için günde 1 gram bal"

Aşağıdaki bağlantıdan yazıya ulaşabilirsiniz
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/ShowNew.aspx?id=19623840

Bölgemizde kış kışlığını yapmaya başladı. Yağış var, soğuk var, kar var, sis var, buz var. Bu şartlar altında arılarımız sıcacık kovanlarında, mutlu bir aile olarak baharın güzel günlerine ulaşmaya çalışacaklar. Arılıkta iş olmayınca biz de basında çıkan ve görebildiğimiz yazıları paylaşalım bari dedik.


Yılbaşı günü öğleden sonra hava güneşli ama soğuktu. Arılığa bir uğradım sıcaklık 8 derece civarında, buna rağmen bazı kovanlardan arada sırada bir arı çıkıyor ve arada sırada aynı kovana  tek tük arı giriyor. Suluktan su içen arı gördüm.

İzleyici ve okuyuculara selam ve saygılar.

5 Ocak 2012 Perşembe

FATİH SULTAN MEHMET'İN BİLDİĞİ EN GÜZEL YİYECEK BAL - KAYMAK

http://bizimkahve.gazetevatan.com/haberdetay.asp?hkat=1&hid=17914&yaz=Dr. Yasemin Bradley

Başlığın ayrıntılarına yukarıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

Fatih Sultan Mehmet  (1432 - 1481)Fatih Sultan Mehmet (1432 - 1481)

Fatih Sultan Mehmed 29 Mart 1432'de Edirne'de doğdu. Babası Sultan İkinci Murad, annesi Huma Hatun'dur. Fatih Sultan Mehmed, uzun boylu, dolgun yanaklı, kıvrık burunlu, adaleli ve kuvvetli bir padişahtı. Devrinin en büyük ulemalarından birisiydi ve yedi yabancı dil bilirdi. Alim, şair ve sanatkarları sık sık toplar ve onlarla sohbet etmekten çok hoşlanırdı. İlginç ve bilinmedik konular hakkında makaleler yazdırır ve bunları incelerdi. Hocalığını da yapmış olan Akşemseddin, Fatih Sultan Mehmed'in en çok değer verdiği alimlerden biridir. Fatih Sultan Mehmed, gayet soğukkanlı ve cesurdu. Eşsiz bir komutan ve idareciydi. Yapacağı işlerle ilgili olarak en yakınlarına bile hiçbir şey söylemezdi. Fatih Sultan Mehmed okumayı çok severdi. Farsça ve Arapça'ya çevrilmiş olan felsefi eserler okurdu. 1466 yılında Batlamyos Haritasını yeniden tercüme ettirip, haritadaki adları Arap harfleriyle yazdırdı. Bilimsel sorunlarda, hangi din ve mezhebe mensup olursa olsun bilginleri korur onlara eserler yazdırırdı. Bilime büyük önem veren Fatih Sultan Mehmed yabancı ülkelerdeki büyük bilginleri İstanbul'a getirtirdi. Nitekim Astronomi bilgini Ali Kuşçu kendi döneminde İstanbul'a geldi. Ünlü Ressam Bellini'yi de İstanbul'a davet ederek kendi resmini yaptırdı. Şair ve açık görüşlüydü. Fatih Sultan Mehmed 1481 yılına kadar hükümdarlık yaptı ve bizzat 25 sefere katıldı. Azim ve irade sahibiydi. Temkinli ve verdiği kararları kesinlikle uygulayan bir kişiliği vardı. Devlet yönetiminde oldukça sertti. Savaşlarda çok cesur olur, bozgunu önlemek için ileri atılarak askerleri savaşa teşvik ederdi.

20 yaşında Osmanlı padişahı olan Sultan İkinci Mehmed, İstanbul'u fethedip 1100 yıllık Doğu Roma İmparatorluğunu ortadan kaldırarak Fatih ünvanını aldı. Hz.Muhammed'in (S.A.V) hadisi şerifinde müjdelediği İstanbul'un fethini gerçekleştiren büyük komutan olmayı da başaran Fatih Sultan Mehmed, yüksek yeteneği ve dehasıyla dost ve düşmanlarına gücünü kabul ettirmiş bir Türk hükümdarıydı. Orta Çağ'ı kapatıp, Yeniçağ'ı açan Cihan İmparatoru Fatih Sultan Mehmed, Nikris hastalığından dolayı 3 Mayıs 1481 günü Maltepe'de vefat etti ve Fatih Camii'nin yanındaki Fatih Türbesi'ne defnedildi.